Mutfakla Gelen İkinci Kariyer; Pınar Aluç

İş dünyasındaki disiplinini mutfağa taşıyan ve mutfağa olan sevgisini sosyal medya aracılığıyla bambaşka bir yolculuğa dönüştüren Pınar Aluç, samimiyeti, sürdürülebilir tarifleri, özenli sofralarıyla mutfağın keyifli, gerçek ve ulaşılabilir yüzünü temsil ediyor. Binlerce sofraya ilham olan Pınar Aluç’un tarifleri nasıl ortaya çıkıyor, hangi evrelerden geçiyor ve çok daha fazlasını gelin hep birlikte öğrenelim.

Mutfakla Gelen İkinci Kariyer; Pınar Aluç

Sizi daha yakından tanımak isteriz. Pınar Aluç kimdir, nasıl bir yolculuktan geçerek bugünlere geldi?

41 yaşındayım. İşletme mezunuyum, 22 yıl boyunca kendi muhasebe büromu işlettim ve kurumsal birkaç firmada çalıştım. İş hayatında disiplin ve planlama benim için çok önemliydi. Aynı zamanda iki kız annesiyim. Tüm bu yoğun iş yaşamımın yanında en büyük tutkum hep mutfak oldu. Son yıllarda bu tutkumu sosyal medya aracılığıyla daha görünür kılmaya ve binlerce kişinin sofrasına dokunmaya başladım.

Sosyal medya serüveniniz nasıl başladı? Bu alanda sizi cesaretlendiren dönüm noktası neydi?

Başlangıçta tamamen hobi olarak başladım. Kendi mutfağımda denediğim tarifleri paylaşırken insanların ilgisini gördüm ve bu beni çok motive etti. Ancak asıl dönüm noktası, katıldığım 2 aylık hızlandırılmış mutfak eğitimi oldu. Oradaki şeflerin bana verdiği cesaretle mutfakta kendimi ifade etmemin bana ne kadar iyi geldiğini fark ettim. Bu süreç, sosyal medya sayfamı açmama vesile oldu. Aslında yemek sevgim çocukluktan geliyor; Annem Girit göçmeni, babamsa Arnavut göçmeni, mutfağımız hep bu sebeple çok zengindi. Yemek bana aile sofralarımızdan miras. Ama bu eğitim ve teşvik, tutkumu profesyonel bir yolculuğa dönüştürdü.

Bugün içerik üretmeyi tam zamanlı bir iş olarak mı görüyorsunuz?

Kesinlikle. Tarif üretmek, malzeme hazırlığı, çekim, kurgu, paylaşım… Hepsi ciddi bir emek ve zaman istiyor. İş dünyasındaki tecrübem bana bu süreçte düzenli ve planlı çalışmayı öğretti.

Çekim ve kurgularınızda profesyonel destek alıyor musunuz, yoksa tüm süreci kendiniz mi yönetiyorsunuz?

Sürecin büyük kısmını tek başıma yürütüyorum. Çekim, kurgu ve düzenlemeleri ben yapıyorum. Bazen kızlarım ya da eşim küçük desteklerde bulunuyor ama genel olarak tüm yaratıcı süreci ben yönetiyorum.

Bir tarifi paylaşırken en çok hangi unsurlara dikkat ediyorsunuz?

Benim için ulaşılabilirlik çok önemli. Evde kolayca yapılabilecek ama farklı dokunuşlar taşıyan tarifler hazırlamaya özen gösteriyorum. Aynı zamanda mevsimsel ve atıksız mutfak hayatımın bir parçası… Geleneksel lezzetlerle modern dokunuşları buluşturmayı da çok seviyorum. Lezzetli yemek yapmanın ürünü çok iyi tanımaktan geçtiğini her zaman söylerim… Bir sebzenin hangi meyveyle dans edebileceğini hep düşünür o dokunuşu yapmaktan büyük haz alırım.

Paylaşımlarınızı tek kelimeyle tanımlamanız gerekse neler söylersiniz?

Samimi, sıcak ve gerçekçi. Benim soframda yapay bir şey yok, takipçilerim gördüklerinde kendilerinden bir şey bulabilsin istiyorum. Sofralarım her zaman özenliydi… Bu özeni karşı tarafa da yapılabilir kılmayı önemsiyorum.

Günlük yaşamınızla içerik üretim sürecinizi nasıl dengeliyorsunuz?

Her şey çok iç içe. Çocuklarıma hazırladığım yemekler, aile soframız çoğu zaman içeriklere dönüşüyor. Yani hayatımda ve mutfağımda ne varsa, sosyal medyada da o var. Herkes gibi hızlı yaşıyorum, elimden geldiğince evimde pratikliğe de yer veriyorum.

Alışveriş yaparken ürün seçimlerinizde sizi yönlendiren kriterler neler?

Mevsiminde ve taze ürünlere çok önem veriyorum. Pazarlarda dolaşmayı çok seviyorum, o ortam bana ilham veriyor. Hatta hafta sonları İstanbul'un yakın köylerine gidip yol üstü ürünleri toplamak en sevdiğim şey. Böylelikle onlara da destek olduğumu hissetmek bana iyi geliyor. Özellikle yerel üreticilere ve kadın çiftçilere daha fazla dokunmak istiyorum.

Sizce yemek içeriklerinde yönelimler nereye doğru gidiyor?

Daha doğal, daha pratik ve sürdürülebilir tariflere doğru bir yönelim var. İnsanlar hem sağlıklı hem de gerçek yemeklere yöneliyor. Maalesef ki zamanımız kısıtlı, evimize aldığımız ürünler pahalı hal böyle olunca pratik ve tam tutan tarifler herkes tarafından seviliyor.

Takipçilerinizle aranızda nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Onlarla çok samimi bir bağımız var. Gelen yorumları dikkate alıyor, içeriklerimi onların beklentilerine göre de şekillendiriyorum. Elimden geldiğince herkese cevap veriyorum çünkü bu işin en kıymetli yanı iletişim. Mesela bana 'sebze queen' diyorlar buna bayılıyorum… Takipçilerimle hep interaktif olmayı tercih ediyorum.

Şeffaflık ve samimiyet sizin için içerik üretiminde nasıl bir değer taşıyor?

Ben olduğum gibi paylaşıyorum. Abartılı, sahte bir hayat sunmak istemem. Takipçilerim mutfağımda ne pişiyorsa, gerçekte de aynısını görürler. Bir ürün öneriyorsam öncesinde illa bir süre kullanmam gerek. Bunu işbirliği yaptığım markalara da iletiyorum.

Dışarıda yemek tercihlerinizi en çok hangi mutfaklar belirliyor?

Akdeniz mutfağı benim için bir aşk. Zeytinyağlılar, taze otlar, hafif yemekler… Bunun yanında İtalyan ve Yunan mutfağını da çok seviyorum.

Yemek-içmekle ilgili sosyal medya dışında yaptığınız çalışmalar var mı?

Farklı restoranlarda göçmen mutfağını tanıtan davet sofraları kuruyorum. Bu sofralarda her menü bir göç hikâyesini anlatıyor. Çok da keyif alarak yapıyorum.

Sizin yolunuzdan ilerlemek isteyen, yolun başındaki içerik üreticilerine neler tavsiye edersiniz?

Kendi tarzlarını bulsunlar. Cesur olsunlar ve mükemmeli beklemeden başlasınlar. Üniversitelerde atıksız mutfak ve sürdürebilirlik adına seminerler veriyorum, ilk başlangıç cümlem gençlere 'sevdiğiniz işi yapın' oluyor… Sevdikleri işi yaptıklarında hayat inanın size tüm kapıları aralıyor.. Zamanla her şey gelişiyor.

Son olarak, okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Sofralarımı kendi sofralarına taşıyan herkese teşekkür ederim. Kıymet verip, zamanını, emeğini harcayıp tarifimi yapan herkesi kucaklıyorum. Çünkü bu yolculuk paylaştıkça güzelleşiyor.

Sofra’da Bu Ay

  • İlham Veren Konuklarla Aynı Sofra'da
  • Geçmişten Geleceğe Gastronomi
  • Zeynep Dinç'le Yaş Günü Özel: Kutlama Tatlıları
ve Daha Fazlası ...

Bakmadan Geçmeyin