Yemekle Olan Enerjisel Bağımız
Yemeğimizi yaparken ve yerken hangi enerjide olduğumuz çok önemli. Bir yemeğin sadece içindeki malzemelerden ibaret olmadığını hepimiz hissederiz. Aynı tarifi yapan farklı kişilerin tabaklarının bile aynı lezzette olmadığını artık yarışma programlarından bile görebiliyoruz. Sofrada sunduğumuz sadece bir lezzet değil aynı zamanda görünmeyen bir içeriktir. Niyetimiz, duygumuz, o anki bilincimiz ve enerjimiz en az malzemesi kadar önemlidir.
ThetaHealing bakış açısına göre insan zihni sadece düşünmez, aynı zamanda enerji üretir ve bu enerji temas ettiği her şeye nüfuz eder. Bir sebzeyi doğrarken bile içimizdeki huzur ya da acelecilik, tencereye koyduğumuz baharatlar kadar önemlidir. Yemeğin sevgiyle yapılmasının verdiği enerji ile kavga ve çatışma olan bir ortamda yapıldığında verdiği enerji aynı değildir. Bunu günümüzde hissedebilen sezgisel insanlar çok fazla. Sezgilerimiz bizi güvende tutmak için var ve ThetaHealing tekniği ile bu sezgiler daha da güçlendirilebiliyor.

ThetaHealing Nedir ve Mutfakta Nasıl Karşılık Bulur?
ThetaHealing, Amerikalı uygulayıcı Vianna Stibal tarafından geliştirilen, zihnin derin bir gevşeme halinde olduğu 'theta' beyin dalgası ve rahatlama halinde olduğu 'alfa' seviyesinde çalışmayı temel alan bir farkındalık ve dönüşüm tekniğidir. Bu yönteme göre bilinçaltımızda taşıdığımız inançlar ve duygular hayatımızdaki seçimleri, ilişkileri ve hatta bedenimizi etkiler.
Nasıl ki bir yemeğin lezzeti sadece malzemelerle değil onu hazırlayan kişinin haliyle de şekilleniyorsa, yaşamımız da sadece yaptıklarımızla değil düşündüklerimiz ve hissettiklerimizle biçimlenir. Bu teknik fark etmeden taşıdığımız olumsuz kalıpları fark edip dönüştürmeye ve yerine daha destekleyici düşünceler koymaya odaklanır.
Kısacası ThetaHealing, iç dünyamızda küçük ama etkili değişiklikler yaparak hem kendimizle hem de hayatla kurduğumuz bağı daha dengeli ve bilinçli hale getirmeyi amaçlayan bir yöntemdir.
Bu öğretide herkes bir doğal taşa benzetilir. Bazı insanlar bu doğal taşın içindeki cevheri fark etmediği ve dışındaki kaya görünümündeki kabukla hayatına devam edenlerdir, bazı insanlar da sezgilerini güçlendirerek içindeki cevheri ve o yüksek enerjiyi görüp ışığını yayanlardır. Şimdi içimizdeki bu ışığı fark edelim ve yediklerimize güzel bir enerji ile yansıtalım.
Çocukluğumuzda yediğimiz bir yemeğin tadı yıllar sonra bile aynı duyguyu uyandırır. O yemek sadece bir tarif değildir. İçine katılmış sevgi, şefkat ve özenin bir yansımasıdır, yerken hissettiğimiz hisler ve duygularımızdır. Bugün kendi soframıza otururken ya da bir başkası için yemek hazırlarken sormamız gereken soru şu olabilir. Bu yemeğe ne katıyorum? Sadece tuz ve baharat mı, yoksa farkında olmadan duygularımı da mı?
İşte tam bu noktada ThetaHealing, mutfağı bir farkındalık alanına dönüştürmeyi önerir. Yemek yapmak bir görev olmaktan çıkıp bilinçli bir yaratım sürecine dönüşür. Ve belki de en sade malzemelerle bile şifalı bir sofranın kapısı aralanır. Bazı yiyeceklerin bize iyi gelip gelmediği konusu da bu enerjiyle alakalı olabilir. O yemeği yerken ne oldu? Büyük bir tartışma esnasında mutfakta karpuz yiyen bir çocuk yıllar sonra belki de karpuza alerji geliştirdi. Hamileyken sofrada yemek yerken aldatıldığını öğrenen kadın, doğum sonrası yıllarca bebeğinin gıda alerjisiyle uğraştı. Yediği çikolatadan dolayı azar işiten bir çocuk, büyüdüğünde çikolatanın zararlarından arınmaya çalıştı. Hayatı boyunca zararlı olduğu bilgisiyle büyüyen bir insan artık o yiyeceği gördüğü yerde yemek yemese de tepki göstermeye başladı. İşte bu ve buna benzer çoğu deneyimden anlaşıldı ki yemekle duygular arasında bir bağlantı var ve bu bilinçaltına kaydolmuş gizli kodlar aracılığıyla insanı koruyor. Dur diyor, 'bu yiyeceği son yediğinde olanları hatırla!'

Yemek, Duygu ve Bilinçaltı İlişkisi
Peki bu virüs gibi kaydedilen bu kodlar değiştirilebilseydi ne olurdu? O yiyeceğin bizdeki anlamı değişseydi neler değişirdi? Bilinçaltında gizlenmiş kodlarımızı nasıl bulup dönüştürebiliriz? Bunlar ThetaHealing tekniği ile yapılabiliyor.
Bazen bir yiyecekle kurduğumuz ilişki sadece damak tadımızla ilgili değildir. 'Bunu yersem kilo alırım', 'Tatlı bana iyi gelmez' ya da 'Ekmeği kesmeliyim' gibi cümleler fark etmeden bilinçaltımıza yerleşmiş olabilir. İşte tam bu noktada Vianna Stibal tarafından geliştirilen ThetaHealing tekniğinde kullanılan 'kas testi', bu görünmeyen inançları fark etmek için pratik bir kapı aralar.
Kas testi, bedenin verdiği çok basit bir 'evet–hayır' tepkisini gözlemlemeye dayanır. Çünkü bu yaklaşıma göre beden, zihnin derinlerinde saklı olan inançlara anında cevap verir. En basit haliyle şöyle deneyimlenebilir. Ayakta durup bedeninizi dengede tutarken, içinizden sesli bir cümle söylersiniz. Örneğin 'Tatlı yemek bana iyi gelir.' dediğinizde bedeninizin verdiği his değişebilir. Hafif bir öne (evet anlamıdır) ya da arkaya (hayır anlamıdır) salınım olabilir. Ardından tam tersini söylediğinizde 'Tatlı yemek bana kötü gelir.' farklı bir tepki fark edebilirsiniz. Bu kas testiyle bilinçaltınızdaki olumlu ve olumsuz kodlar kolaylıkla tespit edilebilir.

Bu küçük değişimler aslında bilinçaltınızda hangi inancın daha baskın olduğuna dair ipuçları sunar. Eğer bir yiyecekle ilgili olumsuz bir inanç taşıyorsanız, bedeniniz buna çoğu zaman zayıflama ya da dengesizlik hissiyle karşılık verebilir. Böylece sadece ne yediğimizi değil o yiyecekle ilgili ne düşündüğümüzü ve hissettiğimizi de fark etmeye başlarız.
Bir lokmaya sadece kalori ya da lezzet olarak değil aynı zamanda yüklediğimiz anlamlarla bakmayı öğreniriz. Çünkü bazen yemeğin kendisi değil ona eşlik eden düşünce ve duygular bedenimizde gerçek etkiyi yaratır.
Kısacası kas testi, bedenin sessiz dilini biraz daha dikkatle dinlemeye davet eder. Bu sayede, soframızdaki seçimleri daha bilinçli, daha dengeli ve belki de daha şefkatli bir yerden yapmamıza yardımcı olabilir.
Kendimize 'yediğimiz her şeyin bizi sağlıklı ve fit yapacağı' bilgisini hem bilinç seviyesinde hem bilinçaltı seviyesinde kodlamamız gerekir. Bilinç seviyesinde bunu olumlama olarak 21 gün tekrar edebilir ya da ThetaHealing tekniği ile tek seferde bilinçaltınıza kodlayabilirsiniz. ThetaHealing bilmeyen okuyuculardan bu yazıyı okuyan ve bilinçaltına bu bilginin yüklenmesini isteyenler; içinden evet diyerek izin verebilir ve isteyenler için yüklemeyi uzaktan bu tekniği uygulayarak yapabilirim. Böylece 21 gün tekrar etmek zorunda kalmadan, tek seferde bilinçaltınızda bu olumlamayı kod haline getirmiş olursunuz.
Yiyeceklerin size zarar verdiği şeklinde düşünce kalıplarınızdan özgürleşmek çok basittir, bazen bunu fark etmek bile şifalanmak için size alan açar.
Sevgi ve şifayla kalın.
Sofra’da Bu Ay
- Bağ Bozumu Zamanı Hasattan Sofraya Bağ Rotaları
- Şef Serkan Anavatan ve Doğadan İlham Alan Mutfağı
- İncir ile İlave Şekersiz Tarifler
- Zeynep Dinç'ten Sonbaharı Karşılayan Tabaklar
Bakmadan Geçmeyin
Durup İnce Şeyleri Anlamak; Presidium Tescilli Örfene Zeytinyağı
Anne sütüne benzer yapısıyla bin yıllık zeytinliklerden süzülen zeytinyağı, insan sağlığının yanı sıra ekosistemleri de besliyor; slow food'un presidium modeli ve örfene markasıyla bu miras korunuyor. Konuyu geniş kapsamlı olarak Sakarya Üniversitesi'nden Dr. Kübra Sultan Yüzüncüyıl'dan öğrenelim.