Izgarada kadın marifeti!

Acıbadem’de açılan “Cadde Izgara Steakhouse”, nefis lezzetlerinin yanı sıra sahibi Seher Yaşayacak Gökman’ın titiz işletmesiyle de dikkatleri kısa sürede üzerine çekmeyi başardı…

Türkiye'de restoran işletmeciliği hala erkeklerden soruluyor.. Bir elin 10 parmağını geçmeyen kadın işletmeci ise bu rekabete katılarak sektörde farkındalık yaratıyor. Cadde Izgara Steakhouse'un kurucusu Seher Yaşayacak Gökman da lokantacılıkta erkek hegamonyasına meydan okuyan kadın girişimcilerin başında geliyor...

İş hayatına gazetecilikle başlayan Yaşayacak, sektörü çok sosyal ve dinamik bulduğu için restoran işine girmeye karar vermiş. Izgara yemeklerine çocukluğundan beri meraklı olması da Cadde Izgara Steakhouse'u kurmasına vesile olmuş. İlk etapta Türkiye'nin önde gelen restoranlarında işletme tecrübesi kazanan Gökman, ilk restoranını da Kadıköy'ün en iyi lokasyonlarından Acıbadem'de açmış.

Cadde Izgara Steakhouse, kısa zamanda da en popüler mekanlar arasına girmiş... Yaşayacak, bu başarıyı yakalama nedenini ise şöyle anlatıyor: "Cadde Izgara Steakhouse, ızgarası ile çok iddialı. Bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik gerçek mangal keyfini sunuyor olmamız. Etlerimizi odun kömürü ile yanan ızgaramızda pişiriyoruz. Açık havada mangalda pişen etin tadı ile birebir aynı oluyor ürünlerimiz. Biftek, bonfile, köfte, ciğer, çöpşiş, sucukta iddialıyız. Etlerimiz özel hazırlanıyor. Bir de gerçekten çok sıcağız, o sıcaklığımızı da işimize yansıtıyoruz; çiçeğimizden, çay kahve sunumumuza kadar… Restoran bir ekip işi aslında, ama ekibin liderinin bakışı herkese yansıyor. Dolayısıyla sıcaklığımız, lezzetimiz ve bir ev ortamı sıcaklığını sunuyor olmamız farkımız diyebilirim."

SEHER YAŞAYACAK GÖKMAN

Ortaklar usulü çöpşiş, rokfor soslu bonfile, köfte ve ciğerlerinin çok popüler olduğunu ifade eden Yaşayacak, "Izgarada pişirilmiş domates, soğan ve biberi sıcak halde ikram ediyoruz. Özellikle tandırımızla fark yaratıyoruz. İstanbul'da çoğu yerde bulunmayan lavaş, bizde odun kömürü ile yanan tandırımızda sıcak olarak servis ediliyor. Izgara yanında her kesime hitap eden ürünlerimiz de bulunuyor. Makarna çeşitlerimiz, tavuk kanat, tavuk şiş ve birçok özel hazırlanmış dürümümüz bulunuyor. Bu yüzden de 5 yaşından, 85 yaşına kadar misafirlerim oluyor. Bize gelen müşteri damak tadına düşkün, seçici insanlar" diyor.

Sanat ve iş dünyasının önde gelen birçok ismi Cadde Izgara Steakhouse'un mudavimleri arasında yer alıyor. İnsanlarla iletişimi çok seven, sıcak ve sosyal bir kişiliğe sahip olan Yaşayacak, için işinin en keyifli yanı ise her gün yeni dostluklar, arkadaşlıklar kurması. Öyle ki her hafta düzenli olarak mekana gelen müşterileri bulunuyor. Yaşayacak, "Bazen 2-3 gün arka arkaya gelenler oluyor. Restoranıma müşterim olarak gelen fakat daha sonra arkadaşım, dostum olan çok insan var. Bu müthiş bir duygu" diye konuşuyor.

Mekanın konseptine de ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Çünkü dekorasyonu ile Acıbadem Caddesi'nin en keyifli mekanı Cadde Izagara Steakhouse. Öyle ki sandalye ve zeminin rengi aynı, kırmızı sedirler ile görüntü zenginliği yaşatıyor. Çok geniş bir bahçesinin olması ve caddenin hemen üzerinde olması da avantajları arasında yer alıyor. Acıbadem Caddesi'nden geçerken görmemenizin imkanı yok çünkü, ışıl ışıl tabelası ile hemen dikkat çekiyor. Yaşayacak'ın kadın işletmeci olması mekanın hijyenine de yansımış. Personelin kılık kıyafetinden mekanın temizliğine hemen anlaşılıyor. 100 kişi kapasiteli mekan gece 24.00'a kadar açık ve çevre semtlere paket servisi yapılıyor.

Seher Yaşayacak Gökman, etlerinin marinasyonu için Amerikalı uzmanlarla çalıştıklarını anlatıyor: "Izgarada yapılan etlerin özel olarak marine edilmesi gerekiyor. Aksi halde etler kurur ve sertleşir. Steakhouse kültüründe iyi bir yer edinmek istiyorsanız iyi eti kullanmalı, eti iyi marine etmeli ve en önemlisi eti pişirecek ahçıları iyi eğitmeniz gerekiyor. Bu üç kuralı yerine getirdiğinizde et bir sanata dönüşür. Bu üç kuraldan birinde yaşanan sorun eti kabusa dönüştürür. Her etin özelliklerine göre marine edilmesi çok önemli. Bunu sağlayabilmek için ABD'li danışmanlarla çalıştık. Yüzde yüz yerli dana eti kullanıyoruz. Kendi etimizi ABD'liler bizden daha iyi tanıyor diyebilirim.

Yemek mönümüzü oluştururken herkesin rahatlıkla kırmızı et yiyebileceği fiyatları belirlemeye çalıştık. Mantar soslu bonfile ve biftek en çok tercih edilen ürünler arasında. Ciğer ise tahmin ettiğimizden çok daha büyük bir ilgi gördü. Ciğeri özel bir teknikle pişiriyoruz. Böylece hiç kokmayan lokum gibi bir ciğer elde ettik. Erkek misafirlerimizin favorisi olurken kadınların ilk kez ciğer yiyorum sözünü duymak tüm yorgunluğunuzu alıyor. Pişirdiğiniz et kadar etin sunumu da çok önemli. Ancak iyi sunum yüksek fiyat politası uygulamak anlamı taşımamalı. Türkiye'de kırmızı et tüketimi Avrupa'nın beşte biri kadar. Avrupa'da kişi başı 62 kilo et tüketilirken Türkiye'de bu rakam kişi başı 12 kilogram. Özellikle çocukların gelişiminde gerekli olan günlük 100 gramlık protein ihtiyacı için kırmızı et en önemli yiyecek. 4 kişilik bir ailenin bir akşam yemeğinde ortalama 80 TL harcayarak mekanımızdan ayrılmasını sağlamak istedik."

FİYATLAR

Mantar soslu bonfile: 23 TL
Rokfor soslu bonfile: 23 TL
Biftek: 17 TL
Ciğer: 9 TL
Çöpşiş: 13 TL

ADRES / İLETİŞİM

Acıbadem Caddesi No: 176, Telefon: 0216 428 89 98

Sofra’da Bu Ay

  • Dilek Yetkiner ile Ot Kokulu Mücverler
  • Dünya Mutfağından Çilekli Tartlar
  • Zeynep Dinç'ten İlkbaharın Müjdecileri
  • İnci Bak'tan Kuzu Etli Bahar Yemekleri
ve Daha Fazlası ...