Ekin Türkmen: “Gece yarısı makarna yerim”

Sanat dünyasının genç yıldızı, yemek yeme alışkanlıkları ve meraklı kişiliği ile ilgili sırları Sofra ile paylaştı…


SON yıllarda Türk sinemasındaki gelişme, ekranda boy gösteren dizilerin sayısındaki artış, yepyeni oyuncuları da tanımamıza yol açtı. Her geçen gün birbirinden başarılı genç bir yetenekle karşılaşıyoruz. İşte Ekin Türkmen de bunlardan biri. Dizi film, sinema, tiyatro, reklam filmleri derken, Ekin, oyunculuk adına son derece yoğun bir tempoda çalışıyor.



- Öncelikle genç bir oyuncu olarak, televizyondaki bu dizi karmaşasını nasıl değerlendiriyorsun? Gerçekten bu kadar diziyi gerekli buluyor musun, yoksa abartıldığını düşünüyor musun?
Kesinlikle abartıldığını düşünüyorum ama ben olumlu tarafından bakmaya çalışıyorum. Bir süre sonra oyuncuların, oyuncu olmayanların, iyiyle kötünün ayırt edileceğine inanıyorum. Senaryolar kısalacak, daha verimli işler ortaya çıkacak. Ama zaten televizyon hayatımıza gireli ne kadar oldu ki? Bu bir süreç ve bir süre sonra her şey yerli yerine oturacak.



-Kaç yıldır oyunculuk yapıyorsun?
17 yaşından beri oyuncuyum, şu anda 27 yaşındayım; yani 10 yıl oldu.

- Genç bir oyuncu olarak hedeflerin?
Ben hiçbir zaman "şu olayım, bu olayım" demedim; oyunculuğumu geliştirmeye çalışıyorum. Bunun için de yapılması gereken her şeyi yapıyorum. Okunması gereken okulları okudum, kitapları takip ediyorum, oyunları izliyorum. Bunun devamı mutlaka gelecektir diye düşünüyorum. Ama Hollywood'a gideyim, Oscar alayım; hiç böyle hayallerim yok. Çok beğendiğim bir hocamın, oyuncunun lafı benim için Oscar değerinde. Mesela Şener Şen, Haluk Bilginer, Demet Akbağ; bazen oyunumuzu izlemeye geliyorlar ben kuliste heyecandan ölüyorum.

- Dram mı, komedi mi?
Kendimi komediye daha yatkın buluyorum. Hayatımda da bu böyle, yaşama pozitif bakmaya çalışıyorum. Eğleniyorum, gülüyorum ama sürekli bir keşif içerisindeyim. "Kim yaptı?", "Nasıl oldu?", bu soruların ardındayım.

-Gelelim yemekle aranın nasıl olduğuna?
Yemek yemeyi çok seviyorum ama yapmayı sevmiyorum. Ben dağınık bir insanımdır, kitap okurken bile 3-4 taneyi aynı anda okurum, sıkılırım yoksa. Bu nedenle yemek yaparken sıkılıyorum, fazla düzen, sabır gerektirdiği için. Bir de, bazı insanların elinin lezzeti vardır, benim elimin yok.

- En çok neler yemeyi seviyorsun?
Aslında ben her şeyi çokça yiyorum. Neyse ki kilo almıyorum. Ama dediğim gibi sınırsız yiyebilirim. Aslen İzmirliyim ve İzmirliler'in beslenme alışkanlıkları benim için hala çok özel. Otlar, deniz börülceleri… En çok da annemin sarmalarını özlüyorum. Çünkü bizde sarma bol yeşillikli, limonlu yapılır. Oysa İstanbul'da sarmanın içine üzüm ve fıstık katıyorlar, çok ağır oluyor.

-
Annen güzel yemek yapıyor o zaman?
Evet, hem de harika. Çocukken bize ketçap, mayonez yedirmezdi. Evde kendisi Rus salatası yapar, mayonezini de kendi yaptığı için istediğimiz kadar yememize müsaade ederdi. Bir de kızkardeşimle aramızda üç yaş var. Doğum günlerimiz hep birlikte kutlanırdı ve annem doğum günü partimiz için kendi elleriyle muhteşem şeyler hazırlardı.


-Güzel hatıralar… Gitmekten en çok keyif aldığın restoranlar neler?
Cihangir'de Miss Pizza'da pizza yemeyi seviyorum. Savoy'da balık yiyoruz, Nevizade'ye rakı-balığa gidiyoruz. Kuzguncuk'ta zeytinyağlı yemekler yapan güzel yerler var. Nişantaşı'nda House Cafe, Bebek'de Lucca favorim.


-Kendini şımartmak için neler yersin?
Gece yemek yerim. Hatta bu alışkanlığımdan kurtulmak için çok uğraşıyorum. Mesela gece yarısı makarna haşlayıp yiyebiliyorum. Aslında ben her an her şeyi yiyebiliyorum, yani sürekli bir şımarma halindeyim.

Frambuazlı Mereng tarifi için tıklayınız...

Sofra’da Bu Ay

  • Zeynep Dinç'ten Yaratıcı ve Güçlü Tabaklar
  • Proteinin En Lezzetli Halleri
  • İnci Bak'tan İmza Kaseler
  • 76 Tarif Hızlı Kolay Lezzetli!
ve Daha Fazlası ...